February 2020 archive

Halka erişimi açık nükleer reaktör tasarımları

Amerika’lı nükleer mühendis Leslie Dewan mezunu olduğu MIT’den bir arkadaşı ile 2011 yılında Transatomic Power adında bir şirket kurar: amacı 1960’larda kullanılmış olan Erimiş tuz reaktörü tarzında (fakat çok kabaca kendi nükleer atığını da bir derece kullanabilen) bir nükleer enerji santrali tasarlamaktır. Günümüzde yaygın kullanılan reaktörlerin aksine erimiş tuz reaktörleri çok daha fazla güvenli olmasına rağmen daha yüksek maliyetleri yüzünden 1960’larda terkedilmişlerdir.

2016 yılında ilk tasarımlarında bir hata olduğunu farkeden Transatomic Power, tasarımı değiştirmek zorunda kalır. Her ne kadar yeni tasarım halihazırda olan reaktörlerden çok daha iyi olsa da, şirketin kuruluş ve büyüyüşündeki hedefi olan tasarımdan daha kötü olduğu için şirket planladığı ekonomik koşulları sağlayamaz, 2018 yılında kapanmak zorunda kalır.

7 yıllık macerasının sonunda şirket umduğu nükleer santralleri gerçek hayata geçirememiş olsa da en azından tasarımları halkla paylaşmak ister, ve böylece ilk defa ticari değeri olan nükleer santral tasarımları internette yerini alır. İlgilenenler şuradan bakabilirler.

Osmanlı’daki en büyük isyanlardan biri sosyalist bir devrim çabası mıydı?

Başlıkta kastedilen 1416 yılındaki Şeyh Bedreddin İsyanıdır. Sorunun cevabını evet ya da hayır olarak vermekse bu isyanı araştıran okuyuculara kalıyor.

Mehmet Mazlum Çelik, bu isyanın niçin bir sosyalist isyan olarak görüldüğüne ve özellikle Nazım Hikmet‘ın Şeyh Bedrettin’i şiirlerinde kullanmasıyla bu isyanın nasıl Türk Solu tarafından anlamlandırıldığına şu yazısında oldukça güzel değiniyor. Google’a yazdığınızda bir çok benzer kaynaktan da görebileceğiniz üzere Şey Bedrettin’in isyanıyla Osmanlı’daki sosyal sınıf ayrımına karşı gelmesi sol görüşlü kişilerce ön plana çıkartılırken, sağ görüşlü kişilerse isyanı daha bir dinsizlik hizasında tarif ediyor.

Daha ciddi kaynaklardan bu isyanı okumak isteyenler elbette bir çok makaleye ulaşabilirler; örneğin, İngilizce bilenler Saygın Salgırlı’nın şu makalesine bakabilir (Erişim ücretli olduğundan bu dergiye üyeliği olan bir üniversite kütüphanesinden erişmeniz tavsiye edilir).  Makalede, Şey Bedrettin’in niçin bazı kesimlerce bir komünist olarak görüldüğüne dair aydınlatıcı bilgiler de var. Örneğin, Türk Solu’nda Şey Bedrettin’in tanınması 1921’e dayanıyor: o sene Köprülüzade Ahmed Cemal Dergah Mecmuası’nda tarihçi Doukas’ın çalışmasından aşağıdaki kısmı çevirip yayınlar (Doukas’ın çalışmasının İngilizce çevirisine buradan ulaşabilirsiniz):

He [Bedreddin’s apprentice Börklüce Mustafa] taught the Turks that they must own no property and decreed that, with the exception of women, everything must be shared in common—provisions, clothing, yokes of beasts, and fields. ‘I shall have access to your house as though it were mine and you shall have access to my house as though it was yours, with the exception of the female members.

Şey Bedrettin’in bu öğretileri elbette başlıktaki soruyu cevaplamaya yetmez, fakat en azından niçin böyle bir soru sorulduğunu daha iyi anladığınızı umarım.

Dünya’nın kültürel haritası: Inglehart–Welzel grafiği

Politik bilim insanları Ronald Inglehart ve Christian Welzel tarafından hazırlanan aşağıdaki grafik, ülkeleri öncelik verdikleri değerlere göre iki boyutlu bir haritaya yerleştiriyor. 1981’den beri 100’e yakın ülkede dünyadaki değerler üzerine yapılan anketler dizisi (World Values Survey) ile elde edilmiş bu veriler sayesinde hazırlanan bu grafikten çıkan asıl sonuç, coğrafi olarak dipdibe olmasına rağmen kültürel olarak ülkeler arasında büyük ayrımların olması, ülkelerin kültürel olarak değer atfedilebilecek anlamlı birimler olduğuna işaret ediyor.

Devamı…